HAKKINDA

 

Efteni Duatlonu, Düzce'nin doğal güzellikleriyle öne çıkan Gölyaka ilçesinde, spor ile doğayı bir araya getirmek amacıyla düzenlenen çok branşlı dayanıklılık sporları organizasyonudur.
Adını, Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biri olan Efteni Gölü'nden alan organizasyon, sporculara eşsiz göl manzarası, yemyeşil ormanlar ve doğal yaşamın içerisinde unutulmaz bir yarış deneyimi sunmayı hedeflemektedir.

Yarış; koşu, bisiklet ve yeniden koşudan oluşan klasik duatlon formatında gerçekleştirilmektedir.

Yarış Formatı
🏃 1. Etap – Hermes Koşu Etabı
Mitolojinin hız ve haber tanrısı Hermes'ten ilham alan ilk etapta sporcular, Gölyaka Kültür Parkı içerisinde bulunan 2 kilometrelik parkuru 2 tur koşarak toplam 4 kilometreyi tamamlar.
🚴 2. Etap – Eftelya Bisiklet Etabı
Adını Efteni Gölü'nün isim hikâyesinde yer alan Eftelya'dan alan bu etapta sporcular, Kültür Park Alanı'ndan başlayarak Gölormanı Park Camii dönüş noktasına kadar ilerler ve aynı güzergâhtan geri dönerek toplam 20 kilometrelik bisiklet parkurunu tamamlar.
🏃 3. Etap – Zeus Koşu Etabı
Mitolojinin tanrılar kralı Zeus'un gücünü simgeleyen final etabında sporcular, Kültür Parkı içerisindeki 2 kilometrelik parkuru tamamlayarak finiş çizgisini geçer ve Efteni Duatlonu'nu başarıyla tamamlamış olur.

Doğa ile İç İçe Bir Mücadele
Efteni Duatlonu; asfalt yollar, göl manzarası, orman dokusu ve doğal yaşamın içinden geçen parkurlarıyla hem performans sporcularına hem de sporseverlere benzersiz bir yarış atmosferi sunmaktadır.

Organizasyonun temel amacı;
Dayanıklılık sporlarını yaygınlaştırmak,
Gölyaka'nın doğal güzelliklerini tanıtmak,
Spor turizmine katkı sağlamak,
Sağlıklı yaşam kültürünü desteklemek,
Her yaştan sporcuyu aynı organizasyonda buluşturmaktır.

Organizasyonun Felsefesi
Hermes'in hızıyla başla…
Eftelya'nın hikâyesiyle pedal çevir…
Zeus'un gücüyle finişe ulaş…
Çünkü Efteni Duatlonu sadece bir yarış değil;
Doğa ile iç içe verilen bir mücadeledir.
"Doğa ile İç İçe Bir Mücadele"

 

Efsaneye Göre

Zamanın birinde Olympos tanrılarının en büyüğü Zeus ölümlülerin arasına inip onların durumlarını görmek istemiş. Hermes’i de alıp yeryüzüne inmişler ve bir evin kapısını çalmışlar. “Yolunu kaybetmiş iki garip ademiz kapıyı açar mısınız?” demişler. Ama kapı açılmak bir yana aralanmamış bile.

Zeus ve Hermes bu şekilde bin ev dolaşmış ama kimseden ilgi görememiş. İnsanlar ya kapıyı açmıyorlar ya da açsalar bile “Bizim kim olduğunu bilmediğimiz çulsuz dilencilerle işimiz olmaz.” diyerek kapıyı kapatıyorlarmış.

Her yerden geri çevrilen Zeus ve Hermes sonunda harap bir kulübeye gelmiş. Bu kulübenin her yanı saz ve samanla kaplıymış. Çaldıkları kapıyı yaşlı bir kadın açmış. Karşısında iki zavallı yolcu; yorulmuş ve susamış... Yaşlı kadın kim olduklarını sormadan bu iki yolcuyu içeri buyur etmiş. İçeri girdiklerinde karşılarında güler yüzlü yaşlı bir adam görmüşler.

Ev sahipleri ellerinde ne varsa misafirlerine ikram etmiş. Yaşlı kadın ve adam bu ziyaretten çok mutlu olmuş; ancak sofradaki yiyeceklerin hiç eksilmediğini, hep aynı miktarda kaldığını görmüş ve şaşırmış. Bunun üzerine Zeus; “Bizler ulu kişileriz. Sizin diğer komşularınız hak ettikleri cezayla çarpıtılacaklar ama size hiç zarar gelmeyecek; bırakın evinizi bizimle birlikte dağın en tepesine gelin” demiş. Zor da olsa tepeye varınca yaşlı çift köylerinin sular altında kaldığını ve orada bir göl oluştuğunu görmüşler.

 

Efsaneye Göre İsim

Efteni Gölü’nün adını bir Bizans kraliçesi olan Eftelya’dan aldığı söylenmektedir. Anlatıma göre Bizans ordusu savaştan dönerken gölün kıyısındaki bir alanda konaklamış. Yolda Prenses Eftelya’nın ellerinde ve yüzünde yaralar çıkmış. Göl kıyısında banyo yapan prensesin yaraları ertesi sabah iyileşmeye, cildi güzelleşmeye başlamış. Bunu gören Bizans İmparatoru bu göl kıyısındaki sıcak su kaynaklarının olduğu yere hamam inşa edilmesini istemiş. Prenses Eftelya’nın yanına bakıcılarını bırakıp oradan ayrılmış.

Yaraları iyileşen ve güzelleşen prenses göl üzerinde gezinirken karşı kıyıdaki dağ eteklerinde yaşayan bir Osmanlı gencine gönlünü kaptırmış. Prenses ve genç Osmanlı delikanlısı birbirlerini ziyaret etmeye başlamışlar. Yine bir gün prenses sevgilisinin yanına giderken kayığı gölde batmış ve boğulmuş. O günden sonra gölün adına “Efteni” demişler.